Kayıtlar

  H E R  G Ü N   Savaş ilan edilmiyor artık, sürdürülüyor. İnanılmaz olan olağana dönüştü. Kahraman, muhaberelere katılmıyor artık. Güçsüz olan, ateş hattına girdi.   Günün üniforması sabır, Nişan, zavallı yıldızı Umudun, tam yüreğin üstünde.   Yıldız, her şey sona erdiğinde veriliyor, yaylım ateşi sustuğunda, düşman görünmez olduğunda ve sonsuz silahlanmanın gölgesi göğü kapladığında.   Yıldız muharebelerden kaçmalar, arkadaşa kanıtlanan cesaretler, aşağılık sırların açığa vurulması ve her türlü emrin yerine getirilmesi karşılığında veriliyor. ============ Ingeborg Bachmann   Çeviri: Ahmet Cemal     Ingeborg Bachmann : (25 Haziran 1926 -17 Ekim 1973), 20. yüzyılın en önemli Avusturyalı kadın yazarlarındandır. Alman Filolojisi okudu. Heidegger’in varoluşçuluk felsefesi üzerine teziyle edebiyat doktoru oldu. İlk şiirleri 1948/49’da yayımlandı. 1953’de çıkan ilk şiir kitabı “ Ertelenm...
B İ R  M E N D İ L  G Ö K Y Ü Z Ü  İ Ç İ N D E   "Mektuplar alırım                                         Allı-karalı                                         Üstünde Görülmüştür                                         Yiyecek alınmaz damgaları                                                                                 Okurum, içim daralır                                     ...
Resim
  K A R A B A S A N Yer gürledi, yarıldı. Bedenlere sarıldı, karabasan. Bu karabasandan sonra, tek başına meleyen bir kuzu kurtarabilir mi, acaba kendini? Kahrolurum çünkü bu çözülemez yapbozda, yakalayamazsa söneyazan memeyi. ============ Mehmet E. Altın, 11.02.2023, Burgazada
  E Ş İ T L İ K Öğretmen tahtada bağırır, Ellerini örtmüş tebeşir tozu, Sınıftakilerin umurunda mı? Pestil yiyip dalgalarındalar, Kimisi “Gençler” dergisine dalmış, Aldıran yok kendini paralayan öğretmene, Ve doğrulamaya çalıştığı o denkleme! Karanlık tahtaya yazılmış mahzun beyaz bir yazı; Bir eşittir bir diyor! Birden bir öğrenci parmak kaldırır; Hep biri çıkmalı itiraz eden, Tek tek kelimeleri sıralıyor; Eşitlik büyük bir yalandır diyor! Öğretmen gence şaşkınca bakar, Genç dönüp sessizce sorar; "Bir insan şayet bir sayı olsaydı, Yine de bir bire eşit mi olurdu hocam?” Zor bir soru herkes donup kalır, Öğretmen sinirli sinirli düşünür, Sonra evet deyip kesip atar! Öğrenci gülümser itiraz eder, Birer sayı olsaydı insanlar der; Parası ve gücü olan daha fazla olur, İyi ve yürekli olan daha az! Birer sayı olsaydı insan, Üstün olurdu teni beyaz olan, Düşük kalırdı zenci adam! İnsan sayı olsaydı şayet hocam, Eşitlik alt ...
  DIŞARIYA BIRAKILMAYAN ÇOCUKLARIN ŞARKILARI Ninemin köyüne -Bir ara- Kıtlık çıktığında, -Kurt masalı gene başlıyor burada- Askerler gelmiş ekmek dilenmeye Üstleri yırtık pırtık Savaş bittiğinde Çocukları da varmış ninemin Siz, fazla ileri gidiyorsunuz, demiş. Neler için insan öldürüyorsunuz Ekmek bu kadar kıtken Sonra şehre giden Anayola çıkmış Şehre giden Arabalar geçiyormuş Şehirlileri doyurmak için Buğday götüren Köşede rastladığı ilk araba Hiç yavaşlamammış bile İkinci arabanın sürücüsü Atlarına bağırmış Daha hızlı gitsinler diye Ama üçüncü arabanın Atları da, sürücüsü de korkmuşlar. Ninem dizginleri eline aldığı gibi Arabayı doğru bizim oraya getirmiş Askerler de, çocuklar da Bir güzel doyurmuşlar karınlarını Ninemin yanında oturan arabacı da Yemiş kendine düşen tayını ------------------------------ Eleni Vakkalo, Çeviri: Cevat Çapan   Eleni Vakkalo:  1921-2001, İstanbullu bir babayla, Egeli ...
  PARİS KOMÜNÜ’nden KRONSTAD AYAKLANAMASI’na   Hatırla bundan önce başkalarının da olduğunu:   Şimdi istenmeyen saatler dikelirken Ve güneş yükselirken kıpkırmızı bilinmeyen köşelerde Ve burçlar yer değiştirirken, Ve bulutsuz gökgürültüsü silerken sabahın izlerini Ve ay ışığı lekelenince ve kızınca yıldızlar, Kokuşmuş olsa da hava, askere alınan babalar, Ölü yüzlerinin kara kabartılarıyla;   İnsanlar fabrikalarından çıkıp, işsiz güçsüz dolaşıyorsa, Hem türbinler, hem eller donmuşsa; Ve hava açıyorsa bacaların üstünde; Şilteler perde niyetine gerilmişse pencerelere Ve her saat hırlaması duyuluyorsa infilâkların; Gene de kalkar bir tek başına seslenir:   “ O pek çok olandan biriyim, duydum Buyruklar savuran seslerin yükseldiği havada, Parlayıp meşalelere döndüğünü gördüm gövdelerin. Gördüm öldü hayvan ve genç kız hava baskınında, Duydum parolaların söylendiğini dar geçitlerde, Kanın akışını hızlandırdığını duydum n...
Resim
  D E V R – İ   S E N E   Müsennâ sabırla bekliyorum, Sin'i, Kûfî devirle...   Nem gonca, güle, fer yaprağa değecek, tırtıl, doğacak devr-i seneye... ============ Mehmet Enver Altın 31 Aralık 2022, Antalya