Kayıtlar

Resim
  G E R Ç E Ğ E     Ç A R P M A K   Sabah altıda, bir şıpırtı sesi var uzakta. Denizde mi, su verilmiş, gökte mi, yelken tutan direklerin arasında? Bir de üstüne martılar, yetmez gibi çan seslerinde kırmızı kardinaller... beni San Francisco’dan alıp, Burgazada’ya bıraktılar. ----- 10    Nisan 2024, SF Not: ·          Şiire adını, yorumuyla Şair Nevin Koçoğlu vermiştir. Kendisine teşekkür ederim. ·          Fotoğrafta görünen bir tekne değildir. Yoğun sis altındaki San Francisco radyo ve televizyon antenleridir.
Resim
  KARANFİL ve ÇOCUK (Aos camaradas Portugueses…) ================= “Ben, pek çoktan artı biriyim” diyecekler,   Bir ellerinde bayraklar, barikatlarda direnecekler, köprülerde direnecekler...   ...tarih yazacak.   Hatırla, daha önce başkalarının da o köprülerde olduğunu, güneşe gömülenlerin köprübaşlarını tuttuğunu.   Ellerinde kızıl karanfillerle çocuklar olacak orada.   Çelikmavisi gözleri Atam'dan miras, suskun, ama umutla bekleyen gençler olacak orada...   ...tarih yazacak... ...halk asla unutmayacak.   ========== Mehmet E. Altın 05 Nisan 2025, Burgazada https://iskenderiyekutuphanesi.blogspot.com.tr
Resim
  S A N T A N A  R O W 1. Sahne, Kaliforniya Çöpçüsü Gündoğumunda, turuncu croptop yeleği,   uzun kıvrık ve yorgun gagasıyla iz bırakmadan topladı dünden kalan, sonsuz karmaşık şarkısından dökülen eksik notaları, Körfez'in buğulu rahmindeki palmiyeden. 2. Sahne, Blue Bottle Coffee Yayılan kaval sesiyle dizildi emekçiler, aralarında iki evsiz, biri haymatlos Blue Bottle Coffee'nin önüne... Kavalcının, cam-gülgillerden, dilsiz, kavalından damlayan vişneli, ağu-dudulu kahvesiyle akşama dek akıntıda bir kendilerine, beş kavalcıya kürek çekip, şarkı söylemek üzere... "Row, row, row your boat, gently down the stream. Merrily, merrily, merrily, merrily, life is what a magnificent dream." 3. Sahne, 1966 Ford Thunderbird Caddeye dadanan, caddede dolanan -alacakaranlıkta- alaca, siyahgri,  Ford T- Bird’ün  gürültülü sağanak sesiyle, telaşlandı birdenbine ayaklar cadde sordu; " Hey nereye, arka...
  C A N I N A   K I Y A N Üç büyük zambak üç büyük zambak üstünde haçsız mezarımın   Üç büyük zambak bürünmüş altın tozlara Uçuşan rüzgârda   Sulanırlar ancak kapkara bir gök boşanınca Görkemli ve güzeller asaları gibi kralların   Biri çıkar yaramdan ışık değince ona Dikilir kanlı kanlı bu zambağıdır korkuların   Üç büyük zambak üç büyük zambak üstünde haçsız mezarımın   Üç büyük zambak bürünmüş altın tozlara Uçuşan rüzgârda   Öteki çıkar yüreğimden acı çeken yatağında Kurtlar kemirir yüreğimi orada. Üçüncü boy atar ağzımda   Dikili üçü birden üstünde ücra mezarımın Yapayalnızlar yapayalnız ve benim gibi lanetliler sanırım   Üç büyük zambak üç büyük zambak üstünde haçsız mezarımın     ============ Guıllaume Apollınaıre, Çeviri: Ergin Ertem Guillaume Apollinaire :  (26 Ağustos 1880 - 9 Kasım 1918), İtalyan asıllı Fransız şair, yazar ve sanat eleşt...
Resim
  TOPRAK ANA Gece uyanan toprak ana yine, yeniden uykuda, üç dişli yabasıyla, kayakların karanlığında... Artık hiçbir şey aynı değil, hiçbir şeyi kalmadı insanoğlunun hıçkıran sessizliğinden başka... ======= 13.02.2023 Mehmet Enver Altın
  N A S I L   B İ R   P O Z ?   Fotoğrafa bakıyorum. Bakıyor, sağa kayan gözlerim yeşillerinde sulanıyor, bakamıyorum.   Fotoğrafa bakıyorum. Alaca karanlık gömleğinde kutlama sofrası mı? Kurtlar sofrası mı? Şükür, sıra bizde değil, gülüşü bir uğurlama mı?     Anlayamıyorum.   Fotoğrafa bakıyorum. Gerçeğin sırrını görmeye çalışıyorum.   Aynasında saçlarını düzeltmiş, tasa sevici sözlerle, yüklü balonlar, vicdana el açmış yükselirken, üzülemiyor, kızamıyor, şaşkınayazıyorum.     Aczi, gülümseten nedir anlamaya çalışıyorum. Özeli, genelleştiren aklı anlamaya çalışıyorum. Anlayamıyorum.   Fotoğrafı düzeltmeye çalışıyorum. Elim yüzüne bulaştırıyor, yapamıyorum.   Aklı ayağa düşmüş, yorumlar yerde sürüklenir, “Sözde iyi duygu iletici simgeler” büzüşük akıllarıyla beni tahrik ederken; Fotoğraftaki, arkadaşlarıma soruyorum…   Acaba ben giderken, nasıl bir poz v...
  G Ü N E Ş  T A Ş I “Adlı şiirden bir bölüm”   Madrid 1937   Plaza del Angel’de kadınlar Dikiş diken ve şarkı söyleyen oğullarıyla ve birden alarmın çığlığı ve onların çığlığı, yıkılan ve toz içinde sürünen evler, çatlayan kuleler, salya akan yüzler, ve kasırgası makinelerin, ben devinimsiz:   çırılçıplak sevişen iki insan savunmak için bizim ölümsüz yanımızı, zamandan ve cennetten kopardığımız tayın, köklerimize dokunmak, dokunarak kendimize ulaşmak, kurtarmak için kalıtımızı, yaşamımızı çalan korsanlardan bin yüzyıl boyunca bu ikisi çıkardılar giysilerini ve öpüştüler çünkü bu çıplaklık, iç içe geçince zamanla çakışabilir ve dokunulmazlık kazanır, kimse dokunamaz onlara, kaynaklara giderler, ne Sen var ne de Ben, yarın, dün, adlar, orada gerçekten iki tek gövde olur, tek tin, ah bütüncül varlık… =========== Şiir: Octavio Paz Çeviri: Ali Cengizkan   Octavio Paz :    (31 Mart 1914 - 19 Nis...