DIŞARIYA BIRAKILMAYAN ÇOCUKLARIN ŞARKILARI Ninemin köyüne -Bir ara- Kıtlık çıktığında, -Kurt masalı gene başlıyor burada- Askerler gelmiş ekmek dilenmeye Üstleri yırtık pırtık Savaş bittiğinde Çocukları da varmış ninemin Siz, fazla ileri gidiyorsunuz, demiş. Neler için insan öldürüyorsunuz Ekmek bu kadar kıtken Sonra şehre giden Anayola çıkmış Şehre giden Arabalar geçiyormuş Şehirlileri doyurmak için Buğday götüren Köşede rastladığı ilk araba Hiç yavaşlamammış bile İkinci arabanın sürücüsü Atlarına bağırmış Daha hızlı gitsinler diye Ama üçüncü arabanın Atları da, sürücüsü de korkmuşlar. Ninem dizginleri eline aldığı gibi Arabayı doğru bizim oraya getirmiş Askerler de, çocuklar da Bir güzel doyurmuşlar karınlarını Ninemin yanında oturan arabacı da Yemiş kendine düşen tayını ------------------------------ Eleni Vakkalo, Çeviri: Cevat Çapan Eleni Vakkalo: 1921-2001, İstanbullu bir babayla, Egeli ...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
PARİS KOMÜNÜ’nden KRONSTAD AYAKLANAMASI’na Hatırla bundan önce başkalarının da olduğunu: Şimdi istenmeyen saatler dikelirken Ve güneş yükselirken kıpkırmızı bilinmeyen köşelerde Ve burçlar yer değiştirirken, Ve bulutsuz gökgürültüsü silerken sabahın izlerini Ve ay ışığı lekelenince ve kızınca yıldızlar, Kokuşmuş olsa da hava, askere alınan babalar, Ölü yüzlerinin kara kabartılarıyla; İnsanlar fabrikalarından çıkıp, işsiz güçsüz dolaşıyorsa, Hem türbinler, hem eller donmuşsa; Ve hava açıyorsa bacaların üstünde; Şilteler perde niyetine gerilmişse pencerelere Ve her saat hırlaması duyuluyorsa infilâkların; Gene de kalkar bir tek başına seslenir: “ O pek çok olandan biriyim, duydum Buyruklar savuran seslerin yükseldiği havada, Parlayıp meşalelere döndüğünü gördüm gövdelerin. Gördüm öldü hayvan ve genç kız hava baskınında, Duydum parolaların söylendiğini dar geçitlerde, Kanın akışını hızlandırdığını duydum n...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
K A Z M A K Başparmağımla işaret parmağım arasında kısacık kalemim duruyor, bir silahmışçasına rahat. Dışarıdan, penceremin altından tanıdık, net bir hışırtı geliyor, bir kürek sertçe engebeli toprağa giriyor: Babam, toprağı kazıyor. Aşağıya bakıyorum. Bitkilerin arasında eğilen gergin sırtı doğruluyor ve yirmi yıl sonra yeniden beliriyor orada, durmuyor babam, ritimle eğilip kalkıyor patates tarhları arasında. Kazıyor. Lastik çizmesini koymuş kulağına elindeki küreğin, sapı dizine bastırıp var gücüyle kanırtıyor. Ta kökünden alıyor üst kısmını bitkinin ve ters çeviriyor parlak yüzeyi derine gömerek toplarken ellerimizdeki o serin sertliğini sevdiğimiz patatesleri ortaya sermek için. Fakat Tanrım, bu ihtiyar nasıl da maharetle kullanıyor küreği. Tıpkı kendi ihtiyar babası gibi. Toner’s bataklığında gündelikle çalışırdı büyükbabam bir günde en çok torfu o çıkarırdı o turbalıktan. Bir keresinde ona...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Ç E T R - İ A M B E R Kadehin altına serili cilde baktı ve okudu ince, uzun, kızıl donlu, esmer adam; " İ nce, uzun, kızıl donlu gölgeler, Babakale sokaklarında, terk kefenleri ile.. mehtabın ş avkında bilediler kılıçlarını ve dahi bıçaklarını, Hırzü'l-Bahr kalesi surlarında çakmak, çakmak... Deryayı örtmü ş ba ş ına, a ğ ıda uzanmı ş , nakka ş kalem elleriyle kadınlar ve arkalarında hüzün gözlü çocuklar, Arnavut kaldırımlarına terk kefenlerin altında, babalarını ve o ğ ullarını arar... A ğ ustos böcekleri, dünbatımında hazırken ferdâda a ğ ıda, yakamozlar, ba ş ladılar çetr-i amberde ate ş böceklerinin renginde yas tutmaya deryada... Ş imdi tam zamanıdır ince, uzun, kızıl donlu gölgelerin ku ş anmak için Arnavut kaldırımlarına terk kefenlerini... ...ve altlarında toynakları keh-ke ş ânda sitâre ve oynak atlarıyla, Babakale so...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
P O D E R P O P U L A R Ayın şavkı, çakılların şavkına vurgun… tomurcuklar samanyolunda akar, Güneş, atları kızıl donlu, sıcak kanatlı… Atlantik rüzgârı, delici mızrakları, çelik mavisi dona kesmiş, İğne oyası kırağı, yavaşç a sararken, narin bedenini, kızıl şah damarı titredi. Başını kaldırdı, silkelendi. Yalnız ve kararlı… Başlarını kaldırdılar. Ayın şavkı, çakılların şavkına vurgun, silkelendi tomurcukları, samanyolunda yıldızlar akmaya devam eder, G üneş, atları doru, demir kırı, kızıl donlu ve sıcak kanatlı… Atlantik rüzgârı, teleklerinden soğuk sular damlar beyaz toynaklı şimşekleri dörtnalda delici mızrakları, çelik mavisi dona kesmiş, Başkaldırdılar, samanyolunda yıldızlar akmaya devam eder, G üneş, atları doru, demir kırı, kızıl donlu ve sıcak kanatlı… Atlantik rüzgârı, teleklerinden soğuk sular damlar beyaz toynaklı şimşekleri dörtnalda delici mızrakları, çelik mavisi dona kesmiş, Başkaldırdılar, çakallar ulurken, sabah, çakallar...