Kayıtlar

Resim
  K Ö P R Ü Kâhta’nın Cendere Köprüsü üstünde, Kader kadar soğuk, ölüm kadar kaskatı taşlara, sarılmış ve yalnız... Kül küle, toprak toprağa karışan küflü gözyaşlarımla Onu aramaktayım. ====== Mehmet E. Altın, 25.02.2023, Burgazada https ://eflatunharmaniyeli.blogspot.com.tr/
  K A Z M A K   Başparmağımla işaret parmağım arasında kısacık kalemim duruyor, bir silahmışçasına rahat. Dışarıdan, penceremin altından tanıdık, net bir hışırtı geliyor, bir kürek sertçe engebeli toprağa giriyor:   Babam, toprağı kazıyor. Aşağıya bakıyorum. Bitkilerin arasında eğilen gergin sırtı doğruluyor ve yirmi yıl sonra yeniden beliriyor orada, durmuyor babam, ritimle eğilip kalkıyor patates tarhları arasında. Kazıyor.   Lastik çizmesini koymuş kulağına elindeki küreğin, sapı dizine bastırıp var gücüyle kanırtıyor. Ta kökünden alıyor üst kısmını bitkinin ve ters çeviriyor parlak yüzeyi derine gömerek toplarken ellerimizdeki o serin sertliğini sevdiğimiz patatesleri ortaya sermek için.   Fakat Tanrım, bu ihtiyar nasıl da maharetle kullanıyor küreği. Tıpkı kendi ihtiyar babası gibi.   Toner’s bataklığında gündelikle çalışırdı büyükbabam bir günde en çok torfu o çıkarırdı o turbalıktan. Bir keresinde ona...
Resim
  Ç E T R - İ   A M B E R   Kadehin altına serili cilde baktı ve okudu ince, uzun, kızıl donlu, esmer adam;   " İ nce, uzun, kızıl donlu gölgeler, Babakale sokaklarında, terk kefenleri ile..   mehtabın ş avkında bilediler kılıçlarını ve dahi bıçaklarını, Hırzü'l-Bahr kalesi surlarında çakmak, çakmak...   Deryayı örtmü ş ba ş ına, a ğ ıda uzanmı ş , nakka ş kalem elleriyle kadınlar   ve arkalarında hüzün gözlü çocuklar,   Arnavut kaldırımlarına terk kefenlerin altında, babalarını ve o ğ ullarını arar...     A ğ ustos böcekleri, dünbatımında hazırken ferdâda a ğ ıda, yakamozlar, ba ş ladılar çetr-i amberde ate ş böceklerinin renginde yas tutmaya deryada...   Ş imdi tam zamanıdır ince, uzun, kızıl donlu gölgelerin ku ş anmak için Arnavut kaldırımlarına terk kefenlerini...   ...ve altlarında toynakları keh-ke ş ânda sitâre ve oynak atlarıyla, Babakale so...
Resim
  P O D E R   P O P U L A R Ayın şavkı, çakılların şavkına vurgun… tomurcuklar samanyolunda akar, Güneş, atları kızıl donlu, sıcak kanatlı… Atlantik rüzgârı, delici mızrakları, çelik mavisi dona kesmiş,   İğne oyası kırağı, yavaşç a sararken, narin bedenini, kızıl şah damarı titredi. Başını kaldırdı, silkelendi.   Yalnız ve kararlı… Başlarını kaldırdılar. Ayın şavkı, çakılların şavkına vurgun, silkelendi tomurcukları, samanyolunda yıldızlar akmaya devam eder, G üneş, atları doru, demir kırı, kızıl donlu ve sıcak kanatlı… Atlantik rüzgârı, teleklerinden soğuk sular damlar beyaz toynaklı şimşekleri dörtnalda delici mızrakları, çelik mavisi dona kesmiş, Başkaldırdılar, samanyolunda yıldızlar akmaya devam eder, G üneş, atları doru, demir kırı, kızıl donlu ve sıcak kanatlı… Atlantik rüzgârı, teleklerinden soğuk sular damlar beyaz toynaklı şimşekleri dörtnalda delici mızrakları, çelik mavisi dona kesmiş, Başkaldırdılar, çakallar ulurken, sabah, çakallar...
  S İ N E K   Bir söğüt kütüğüne oturmuş gözetliyor Crecy savaşının bir bölümünü, Haykırmalar, tıkanan soluklar, iniltiler, ezilenler ve devrilenler.   On dördüncü hücumunda Fransız süvarilerinin çiftleşti Vadincourtlu   kahverengi gözlü bir erkek sinekle.   Ayaklarını birbirine sürttü karnı deşilmiş bir atın üstüne konup düşündü sineklerin ölümsüzlüğünü.   Bir iç çekip kondu morarmış diline Clervaux Dükü’nün.   Sessizlik bastırınca ve sadece çürümenin fısıltısı usulca dönmekteyken gövdelerin çevresinde   Ve sadece birkaç kol ve bacak hâlâ seyirirken ağaçların altında,   yumurtalarını bırakmaya başladı tek gözüne Kraliyet Silahtarı Johann Uhr’un.   Ve bir anda bitti her şey Estrées’in yangınlarından kaçan bir kırlangıç yutuverince. ============ Miroslav Holub   Çeviri: Güven Turan       Miroslav Holub : (  13 Eylül  192...
Resim
  A K S A K    N İ K O L A Üç kınkanatlının, bir dişi uğruna, bakır rengi kanatlarını bilediği sabah; bakırgri gökyüzü altında,   Gözlerinin usturasında, Aya Nikola’yı kargageçmez kılar, Mahzun bakışlı, Sağ ayak paleti deforme, Aksak Nikola…”   Fado'nun, deryaya avazlanan, ana rahmine yansıyan, ezgisinde,   akrep pupada, yelkovan sancakta, kurtsabahında,   gecegrisini indirip, günbeyazını bindirir, ayıbacağında çıkar, vardiyaya…     rızkını paylaşır, terli iki parmak ile bir dudağın insafında, amele vapurunda… --------------------------------------------- Mehmet Enver Altın, 01.09.2020, Burgazada https ://iskenderiyekutuphanesi.blogspot.com.tr/